İsa Mesih Neden Çarmıha Gerildi?

Yaratılış – Günahkar Doğma

İsa ona şu karşılığı verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği ’ni göremez.”(Yuhanna 3:3)

İnsan niçin yeniden doğmalı? Bu neden bu kadar önemli? Acaba, Yeniden Doğuş olmadan insan Tanrı ile barışa bilir mi? Yoksa Yeniden Doğuş, kaybedilmiş bir şeyi tekrar geri almak mı? Ya da gerçek kimliğine kavuşmak ve Tanrı Ruh ’u ile dolmak mı?
Tanrı, Adem’i yarattığı zaman kendi suretinde günahsız olarak yaratmıştı.  Bu nedenle ilişkileri son derece kusursuzdu. Aralarında her hangi bir engel olmamakla birlikte, bu birliktelik sevgi ve kutsallık ilişkisinde devam ediyordu.
Sonra, Adem’in kaburga kemiklerinden Havva’yı yaptı ve ona verdi. Adem, “İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir” diyerek sahip çıktı.
Adem’e seçme ve yapma olanağını vererek özgür iradesini kullanmada serbest bıraktı. Böylece, Adem, özgürce haraket etme yetkisini Tanrı’dan almış oldu. Ölümsüz olan Tanrı, kendisi gibi Adem’i de ölümsüz olarak yaratmıştı. Dolaysıyla, sahip olduğu tüm özelliklerle de Adem’ide donattı. Çünkü onu kendi suretinde yaratmıştı.

Ancak…! Adem’in ölümsüzlüğü onun sadakatına ve söz dinler iğine bağlıydı!
Her şey yeri yerinde giderken, günün birinde Şeytan yılan aracılığıyla Havva’ya, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi? diye sordu. Havva, “Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıtladı, “Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi. “Yılan kesinlikle ölmezsiniz. Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.”  dedi
Bu güzel, gurur verici sözler Havva’ya çok hoş ve bal gibi tatlı geldi. Gözleri açılacak, Tanrı gibi olacaklardı!!!
Havva ağacın meyvesini kopardı ve yedi; kocasına da verdi. Böylece ikisi de Tanrı’ya karşı suçlu duruma düştüler. Gözleri açıldı, kendi kendilerini utançlı durumda olduklarını gördüler.

Günahkar olmak ve doğmak nasıl olur?

Günah: Tanrı’ya baş kaldırmak yani Tanrı buyruğunu kırmaktır.

Maalesef, bazen Şeytan insana en acı şeyi, bal gibi tatlı ve hoş olarak sunuyor. Eylem gerçekleşince de sonunda yılan gibi insan yaşamını zehirliyor. Bunun için İncil, “… Benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur, Baba’dan değil, dünyadandır” diyerek inanlısına öğüt veriyor. (I. Yuhanna Mektubu 2:16)
Rab Tanrı, Aden Bahçesine geldi. Adem ve karısı kendilerini gizlediler. Tanrı gibi olacakları yerde, Tanrı’dan korkmaya başladılar. Zira, verdikleri sözü tutmayarak sadakatsizlik gösterdiler.
İşte, günahlı insanın durumu bu kadar acı ve üzüntü vericidir. Böylece günah atalarımızı korku ve endişe içerisine soktu. Şeytan, bir çok insanı bu şekilde aldatıyor.
Rab Tanrı Adem’e, “Neredesin?” diye seslendi. Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi. Rab Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu, “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?” Adem, “Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim. Rab Tanrı, kadına, “Nedir bu yaptığın?” diye sordu. Kadın, “Yılan beni aldattı, o yüzden yedim” diye karşılık verdi.

Adem kendi itaatsizliğini göreceği yerde, sorumluluğu Rab Tanrı’ya ve Havva’ya attı. Sen bana bu kadını verdin, o da bana verdi. Oysa, Rab Adem’e “O ağacın meyvesini yemeyeceksin” demişti.
Ruhsal olarak ölüm yargısını giymiş oldular. Bu günah ve ölüm yargısı tüm soyuna geçti. Tanrı ile insan arasına günah duvarı girdi.
İlk İnsan budur. Onun aracılığıyla günah ve ölüm tüm insanlara geçti. Böylece kadın-erkek ilişkisinden doğan herkes Tanrı önünde ölümlü ve günahlı kılındı.
Ne var ki Tanrı, yıllar sonra insanların gözleri önünde ki saklı  olan suçlarını göstermek ve  ilişkinin düzelmesi amacıyla, peygamberler gönderip Kendi Kutsal Yasasını verdi. Ta ki insanlar kendi suçlarını görsünler. Onlardan dönme fırsatı bulsunlar.
Böylece Adem ve Havva günahkâr ve ölüm yargısını giydi. İnsan ister kabul etsin ya da kabul etmesin bu değişmez Tanrısal bir buyruktur. Bundan dolayı Adem ve karısı Tanrı’nın önünde kovuldular. Böylece Adem, alnının teriyle çalışmak üzre iş yaşamına koyuldu. Zengin olduğu halde fakir bir tarla işçisi oldu. Nasıl fakir kişi çocuklarına fakirliği miras bırakıyorsa, Adem’de kendi çocukları olan bizlere miras olarak, “Yargılanmış günah ve ölümü bıraktı.”

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)

KURBAN VE ÇARMIH

Günah işlediğimizde, başlangıcı ve sonu olmayan bir kutsallığa sahip bir Tanrı’yı gücendiriyoruz.

Bu sebeble hepimiz atamızdan Tanrı’ya başkaldırmış bir tabiat devraldık. İşlediğimiz her günah Tanrı’ya isyan etmektir. Bu gün de aynı Tanrı bana –sana günah işlersen günahın kölesisin diyor. Çünkü günah, Kutsal Tanrı’ya karşı başkaldırmak olduğu gibi, aynı zamanda  O’nu üzmektir. Sahip olduğumuz bedenler de her tür günahlar konut kurdu: Kimisi küfürbaz, kimisi yeminci, kimisi yalancı, kimisi hakaretçi, kimisi zinakâr, kimisi katil, kimisi gururlu, kimisi fesatçı, kimisi kavgacı, kimisi güldürücü, kimisi paracı, kimisi iftiracı, kimisi eğlenceye düşkün, kimisi hırsız…vb. Tüm bunların kökü kötü ruhlar yani Şeytanın yetkisi altında olan cinlerdir. İşte, bunun içindir ki İncil, “Ya Tanrı’nın ya da şeytanın çocuklarısınız” diyor. (I. Yuhanna Mektubu 3:10) Pavlus dediği gibi, “Ne zavallı bir insanım, bu bedende kim bizi kurtaracak, Rabbimiz İsa aracılığıyla Tanrı’ya şükür!” bunları yaşadığı için diyebiliyordu. (Romalılara 7:24-25)

Bu bedenin çirkinliklerinden kurtulmak için Kutsal Tanrı biricik Oğlu’nu dünyamıza gönderdi.
Hatırlanacağı üzere başlangıcta, Tanrı Adem’i günahsız olarak kendi suretinde yaratmıştı. Onun benzerliğinde. Tanrı Kendi Sözü olan İsa’ya da günahsız bir beden hazırladı. O bedende Kutsal Kişi olarak doğdu. Ve o şekilde yaşadı, yedi içti. Tıp ki Adem gibi. İbraniler yazarı, “Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı  insan yapısını aldı. Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca KÖLE olanları hepsini ÖZGÜR kılmak için yaptı” der. (İbr. 2:14,15) Burada daha açık olarak görüyoruz ki insan olarak günah aracılığıyla KÖLE ve ÖLÜM korkusu içinde yaşayanlarız. Ben ve sen KÖLELER gibi günah altında satılmışız! (Romalılara 7:14)

Tüm insanların acımasız baş düşmanı İblis günah aracılığıyla bizi Tanrı’dan kopardı.

Fakat Tanrı kendi biricik Oğlu İsa aracılığıyla bizleri İblis’ten geri satın aldı, ya da Tanrı, kendi malını geri almak için Oğlu’nu günaha karşı kurban olarak sundu. Bu sebepten dolayı İsa geldi.
Bizleri GÜNAH KÖLELİĞİNDEN özgür edip DOĞRULUĞUN ÇOCUKLARI kılmak için. (Romalılar 6:18) Bundan ötürü, Rab, çarmıh üzerinde değer biçilmez fidye ile Kendisi’ne iman edenleri kurtardı. Tanrı günahtan dolayı Adem’e yargı giydirmişti. Fakat Kendi Oğlu aracılığıyla günah yargısını -Adem yargısını- tüm insanlar üzerinde kaldırdı. Yani, Rab İsa, hem Adem’in itaatsızlığını hem de tüm insanlığını suçunu taşımak üzere çarmıha gerildi. Artık her insan kendi suçu ile yargılanacak ve cezasını çekecektir.

Böylece günah sahip olduğumuz bedende fazlasıyla çoğaldı. Özgür olunmayacak dereceye kadar çok! Suçlar içerisinde, karanlıklarda yaşarken, O’nun bizlere olan aşırı sevgisi, dünyamıza gelip acı çekmesi ve Haç’a gerilmesine engel olmadı. Bizlere sevgisini bir kez daha çarmıh üzerinde kanıtladı. Pavlus, “Ama Günahın çoğaldığı yerde Tanrı’nın lütfu daha da çoğaldı” diyor. (Romalılara 5:8,20) Böylece kendisine iman edenlerin BEDENİN de İsa yaşamı da o denli  bereketlerle donatıldı.
Böylece tüm bu ulumsuzluklardan, günahlı ve ölümlü kişilikten kurtulmanın tek çaresi evelki kişiliğne sahip olmaktır. İşte, bunun için de İsa geldi.

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)

Bu nedenle, günahımız sonsuz bir suç olma niteliğine sahip oluyor. Ölümlü günahkârlar olarak, sonsuz kutsallığa sahip Tanrı’yı memnun etmek için hiçbir şey yapamayız. Bu nedenle, beden almış Tanrı olan İsa’nın, bizim adımıza sonsuz değere sahip bir kurban sunmasına ihtiyaç duyarız. Sonsuz bir değere sahip olmasının tek yolu, doğasının ilahi olmasıdır.
Öte yandan, İsa çarmıhta öldüğünde, ilahi olan tarafı ölmemiştir. Tanrı ölemez! Sadece İsa’nın insani tarafı ölmüştür yani fiziki beden. Peki, ilahi değeri olmayan bir kurban değilse, İsa’nın kurbanı günahlarımızı bağışlatmak için sonsuz bir yeterliliğe nasıl sahip oldu?
İsa iki doğası olan bir kişi olduğu için (İsa’nın kişiliğinin birliği) ve iki doğanın nitelikleri bir kişiye atfedildiği için, İsa çarmıhta öldüğünde, kurbanı sonsuz değere sahipti çünkü ilahi oluşunun nitelikleri, bir olan İsa kişisine atfedilmiştir.

Bu nedenle, İsa’nın kurbanı, ölen sadece Mesih’in insan tarafı olduğu halde, sonsuz değerdedir ve bizleri günahlarımızdan kurtarabilir.
“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)
İlahi bir özellik olan her yerde var olma özelliği de bu gerçeği ortaya koyuyor. İsa’nın insanlığı, insan varlığının doğası gereği aynı anda her yerde olamaz. İnsanlık, doğası gereği kısıtlıdır.
Örneğin, İsa denenmişti. “Bundan sonra İsa, İblis tarafından denenmek üzere Ruh aracılığıyla çöle götürüldü.” (Matta 4:1). “Çünkü başkâhinimiz zayıflıklarımızda bize yakınlık duyamayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama günah işlememiştir.” (İbraniler 4:15).
Bir doğa için geçerli olanın diğer doğa için de geçerli olduğu şeklinde anlarsak, Tanrı özünün denendiğini söylemiş oluruz. Bu olamaz çünkü Tanrı denenemez. “Ayartılan kişi, “Tanrı beni ayartıyor” demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.” (Yakup 1:13)

Dünyaya Neden Geldiğini Söyledi:

Çarmıhta Rab İsa Mesih’ in Tanrı doğası değil insan doğası acı çekmiş ve ölmüştür; ancak Tanrı doğasının nitelikleri Rab İsa Mesih kişisine atfedildiği için çarmıhtaki ölümü kutsaldır ve insanların günahlarına kefaret olup kurtulmalarını sağlamıştır.
 “Ama İsa onları yanına çağırıp şöyle dedi: «Bilirsiniz ki, ulusların önderleri onları egemenlik hırsıyla yönetirler, ileri gelenleri de onlara ağırlıklarını hissettirirler. Sizin aranızda böyle olmayacak. Aranızda büyük olmak isteyen, diğerlerinin hizmetkârı olsun. Aranızda birinci olmak isteyen, diğerlerinin kulu olsun. Nitekim İnsanoğlu, hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldi.».” (Matta 20:25-28)
“Öğrencilerine ders verirken şöyle diyordu: «İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama öldürüldükten üç gün sonra dirilecek.» Onlar bu sözleri anlamıyor, İsa’ya soru sormaktan da korkuyorlardı.” (Markos 9:31-32)

«Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O’na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı’nın biricik Oğlunun adına iman etmemiştir.” (Yuhanna 3:16-18) ” Baba’nın bana verdiklerinin hepsi bana gelecek ve bana geleni ben asla kovmam. Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim. Beni gönderenin isteği şudur: bana verdiklerinden hiçbirini yitirmeyeyim, ama son günde hepsini dirilteyim. Çünkü Babamın isteği, Oğul’u gören ve O’na iman eden herkesin sonsuz yaşama kavuşmasıdır. Ben de böylelerini son günde dirilteceğim.»”

Video İçerik

Image
Image
Image
Image
İsa Mesih Filmi
İsa Mesih'in Hayatı
Nasıl doğdu? Nasıl yaşadı?
Göz atın
Image
İsa Mesih midir?
Mesih ne demektir?
İsa gerçekten kurtarıcı mıdır?
Göz atın
Image
Teslis İnancı Nedir?
Üçlü birlik nedir?
Baba-Oğul-Kutsal Ruh kavramı nedir?
Göz atın