“Sadece bilimden hiçbir şey anlamayan bir çaylak bilimin dini sildiğini söyler. Eğer gerçekten bilimi incelerseniz sizi Tanrı’ya yaklaştırdığını göreceksiniz.” —James Tour, Nanobilimci Bu delil teknik olarak Teleolojik Argüman diye adlandırılır. Teleolojik kelimesi Grekçe dizayn/tasarım manasına gelen telos kelimesinden türetilmiştir.

Argüman şöyle dizilir:
1) Her tasarının bir dizayn edicisi/tasarımcısı vardır.
2) Evren çok büyük ve kompleks bir tasarımdır.
3) Öyleyse evrenin bir tasarıcısı vardır.

Isaac Newton (1642-1727) güneş sisteminin harika dizaynına bakarken
Teleolojik Argümanı doğrularcasına hayranlıkla şunları söylemişti: “Bu
harikulade güzel güneş, gezegenler ve göktaşları sistemi ancak çok
bilge ve güçlü bir varlığın görüş ve egemenliğinden çıkmış olabillir.”
Bu argümanı güçlü yapan kişilerden biri William Paley’dir (1743-1805).
Paley’in “her saatin bir saatçi ustası vardır” çıkarımı bu argümanı ünlü
yapmıştı. Elimize herhangi bir saat alsak bunun kendi kendine ortaya
çıktığını, içindeki düzenin kendi kendine oluştuğunu iddia edemeyiz. Bir
ustası, tasarımcısı olmalıdır. Doğadaki şuursuz kuvvetler olan rüzgar,
yağmur, deprem, erozyon ya da bunların değişik bir bileşiminin bu saati
yarattığını söyleyemeyiz. Kesinlikle biliriz ki şuurlu, zeka sahibi bir varlık
bu saatin yapıcısıdır.

İşte bilimadamları bugün evrenin bu saatten bile daha mükemmel ve
hassas ölçülerle dizayn edildiğini görmekteler. Doğrusu evren o kadar
hassas kurulmuşturki dünyada hayat oluşabilmesi için koşulları
sağlamıştır. Dünya gezegeni bir düzine imkansız ve birbirine bağlı hayatı
destekleyen koşulları içerir ki bu onu, uçsuz bucaksız ve tehlikeli
evrende, bir vaha olmasını sağlar.
Bu yüksek derecede hassas ve biririne bağlı çevresel koşullar Antropik
Sabitler olarak adlandırılırlar ve Antropik Prensipleri oluştururlar.
Nasıl astronotlar uzayda uzay mekiği olmadan hayatta kalamazlarsa
aslında bizim içinde dünya böyle bir uzay mekiğidir.
Dünyadaki hayatın devamını sağlamak için geniş çapta tarif edilmiş ve
şans eseri oluşmuş bir kaç sabit değil, aksine ince belirlenmiş ve hassas
şekilde tasarlanmış 100’den fazla sabit gerekmektedir. Bunların en
önemlilerinin bir kısmını sıralayacağız:

Image module

(1) Oksijen Seviyesi: Dünyadaki oksijen seviyesi %21’dir. Bu seviye bir antropik sabittir ve dünyadaki hayatın devamı için hassas bir şekilde ayarlanmıştır. Eğer oksijen seviyesi %25 olsaydı, sürekli ani yangınlar çıkardı. Eğer %15 seviyesinde olsaydı, insanlar boğulurlardı.

(2) Atmosfersel Geçirgenlik: Atmosferin geçirsenlik derecesi bir antropik sabittir. Eğer atmosfer daha az geçirgen olsaydı yeteri kadar güneş radyasyonu yeryüzüne ulaşamazdı. Yeteri kadar güneş ışığı ve ısısı alamazdık. Eğer daha çok geçirgen olsaydı bu seferde çok aşırı radyasyona maruz kalırdık. (Ayrıca; atmosfersel geçirgenliğin yanısıra atmosferdeki nitrojen, oksijen, karbon dioksit ve ozon seviyelerinin herbiri antropik sabittirler)

(3) Ay-Dünya Yerçekimsel Etkileşimi: Eğer ay ve dünya arasındaki yerçekimsel etkileşim bugün olduğundan daha şiddetli olsaydı, okyanuslardaki gelgite, atmosfere ve eksen etraflarındaki dönme zamanına olan etkisi çok ciddi sonuçlar doğuracaktı. Eğer daha az olsaydı, yörüngedeki değişiklik iklimlerde düzensizliğe yol açacaktı. Her iki durumda da dünyadaki hayat imkansız olacaktı.

(4) Karbon Dioksit Seviyesi: Atmosferdeki CO2 seviyesi yaklaşık %27’dir. Eğer daha yüksek bir seviyede olsaydı, kaçak sera etkisi oluşturacaktı ve hepimiz yanacaktık. Eğer daha düşük olsaydı bu sefer de bitkiler fotosentez yapamayacak ve hepimiz boğulacaktık.

(5) Yerçekimi Kanunu: Eğer yerçekiminin gücünü 0.0000000000000000000000000000000000000001 oranında değiştirseniz ne güneş ne de biz var olurduk. Mükemmel bir hassasiyet! Evrenin harika ahenginin boyutu, Antropik Prensipleri belkide Tanrı’nın varlığına en güçlü argümanları sağlamaktadırlar. Yukarıda bahsettiğimiz gibi yeryüzünde hayatın varlığını mümkün kılan 100’den fazla (toplam 122) antropik sabitler vardır. 5 tanesini sıralamıştık, şimdi bir 10 tane daha sıralamak istiyoruz:

(6) Eğer gezegenlerin hareketlerindeki merkezkaç kuvveti hassas bir şekilde yerçekimi gücünü dengelememiş olsaydı güneş etrafında hiçbir şey yörüngesinde duramazdı.

(7) Eğer evren milyonda bir oranında daha yavaş genişliyor olsaydı, yıldızlar oluşmadan çok öncesinde genişleme durmuş ve evren içine çökmüş olurdu. Eğer daha hızlı olsaydı da, hiçbir galaksi oluşmazdı.

(8) Fizik kanunlarının herbiri ışık hızının bir fonksiyonu olarak tanımlanabilir (saniyede 299,792,458 metre). Eğer ışığın hızında en ufak bir değişim olsa bu diğer sabitleri etkiler ve dünyadaki yaşamı olanaksız kılardı.

(9) Eğer atmosferdeki su buharı oranı şimdikinden fazla olsaydı, bu kaçak sera etkisine yol açar bu da sıcaklığın insan hayatı yok
etmesine sebep olurdu. Eğer daha az olsaydı, meydana gelecek yetersiz sera etkisi insan hayatını sona erdirecek aşırı soğuklara sebep olurdu.

(10) Eğer Jupiter şu an ki yörüngesinde olmasaydı, dünya gök isimleri tarafından bombardımana tutulacaktı. Jupiter’in yerçekimi alanı, bir nevi elektrikli süpürge vazifesi görür ve asteroidleri, gök taşlarını vakumlar.

(11) Eğer yerküre kabuğu daha kalın olsaydı, bu oksijenin yeryüzüne gereğinden fazla baskı yapmasına sebep olurdu. Eğer daha ince olsaydı, tektonik ve volkanik hareketler yaşamı imkansız kılardı.

(12) Eğer dünyanın ekseni etrafındaki dönüşü 24 saatten daha uzun sürseydi, gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı aşırı fazla
olacaktı. Eğer daha kısa olsaydı, atmosferdeki rüzgarların hızı aşırı  hızlı olacaktı.

(13) Dünya ekseninin 23 derece eğik olması aslında gereklidir. Eğer bu eğiklik minimal oranda değişecek olsa, yeryüzündeki sıcaklıklar aşırı olacaktı.

(14) Eğer atmosferdeki elektrik akımı boşalması (şimşekler) daha yoğun olsaydı, sürekli yangınlar olurdu. Eğer daha nadir olsaydı, topraktaki
nitrojen düzenlemesi yeterli olmayacaktı.

(15) Eğer dünyadaki sismik aktiviteler daha çok olsaydı, hayat kaybı çok fazla olacaktı. Ancak daha az olsaydı da, okyanus tabanlarındaki ve nehir içindeki besinler tektonik yükselme ile tekrar kıtalara geri dönmeyeceklerdi, sirkülasyon olmayacaktı. (evet depremlerde hayatın devamı için gereklidir!)

Astrofizikçi Hugh Ross evrende bu 122 sabitin bir gezegende var olma olasılığını hesaplamıştır. Evrende 1022 tane gezegen olduğu varsayılmaktadır (bu çok büyük bir rakamdır, 1’in yanına 22 tane 0 koyacaksınız). Verdiği cevap çok şok edicidir: 10138’de 1 ihtimal. Yani arkasında bir tasarımcı olmadan, evrendeki herhangi bir gezegenin bizim sahip olduğumuz hayatı destekleyen şartlara sahip olma ihtimali sıfırdır. Nobel ödüllü Arno Penzias: “Astronomi bizi eşsiz bir olaya yöneltti, yokluktan var edilen evren aynı zamanda hayatın idamesi için gerekli tüm koşulları sağlamaktadır. Saçmaca imkansız bir tesadüf olmaksızın, öyle gözüküyor ki modern bilimin gözlemleri doğaüstü bir plan
olduğunun altının çizilmesini öneriyor.”

Image
Evrim Teorisi
Bilimsel makale,
mikro evrim mi, Makro evrim mi?
Göz atın
Image
Hayatın Düzeni
Bilimsel makale
Göz atın
Image
Evrenin başlangıcı
Bilimsel makale
Göz atın