Eşcinsellik ve Kutsal Kitap Öğretisi

Eşcinsellik ve Kutsal Kitap Öğretisi

Eşcinsellik ve Kutsal Kitap Öğretisi

Günümüz insanının biyolojik, fizyolojik özellikleri Yaratılış bölümlerinde anlatılanlara çok benzemesine rağmen düşünsel-ruhsal durumu, alışkanlıkları birkaç yüz yıl öncesinden bambaşkadır. Beslenme alışkanlığından sevmek-sevilme ihtiyacının karşılanmasına yönelik tüm istek ve davranışlar insandan insana, toplumdan topluma baş döndürecek kadar hızlı değişiyor, karmaşıklaşıyor.
Image module
Yine insan cinselliği binlerce yıldır biyolojik olarak değişim göstermemekle birlikte yaşadığımız dönemde cinsellik ile ilgili anlayışlar günden güne farklılaşmakta; yalnız kişisel çerçevede kalmayıp toplumsal önem kazanmaktadır. Bugün geçmişe göre biyolojik yapımız hakkında, cinsellik konusunda bildiklerimiz bilmediklerimizden çoktur. Ama büyük insan çoğunluğu yaratılış amacına uygun doğrularla hareket etmek yerine, cinsellik ile ilgili görüşlerini ya asılsız bilgilerle biçimlendirmekteler ya da kişisel deneyimlerine dayandırarak oluşturmaktadırlar.

İnsanın biyolojik, anatomik, fizyolojik yapısına, ruhsal varoluşuna aykırı cinsel deneyimler, tutsak aldığı kişilere sahte bir özgürlük sunarak, ne yazık ki, onları köleleştirmektedir. Biyolojik, ruhsal yaratılışa uymayan diğer cinsel deneyimlere benzer biçimde eşcinselliğin ortaya çıkışı da daha çok aileden ve toplumdan kaynaklanan sevgisizlik, sorumsuzluk etkenleriyle birlikte: Doğum anından başlayarak sağlıklı özdeşleşmenin sağlanamaması; öğrenme-eğitimsizlik; cinsellik hakkında edinilen yanlış bilgiler ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan davranışlar tercihlere bağlı olarak kişilerin yaşamına girer gibi görünmektedir. Bu kitapçık cinsellik konusunda daha geniş kapsamlı bir çalışmanın eki niteliğindedir. Aykırı cinsellik ile birlikte ortaya çıkan yaraların, acıların ve gittikçe artan ters cinsel ilişkilere bağlı fiziksel, duygusal, ruhsal travmaların insanın yaratılışına uygun bir cinsel yaşam sürmesiyle ortadan kalacağı inancıyla okura sunulmuştur.

 

Image module

KUTSAL KİTAP’TA “CİNSELLİK”

Kutsal Kitap’ta1 cinsellik, Tanrı’nın insana sunduğu biçimde iyidir; aynı zamanda günah olarak tanımlanamayacağı gibi tabu da değildir. Bunun en geçerli kanıtı yine Tanrı’nın kendisidir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde, erkek ve dişi olarak yaratmıştır (Tevrat, Yar. 1:27). Yani insan bazı niteliklerini; kişiliğini, isteklerini, duygularını, bilgisini, Tanrı ve başkalarıyla ilişki kurma yetisini Tanrı’dan almış, O’nun “Verimli olun, çoğalın” sözleriyle, Adem ve Havva aracılığıyla tüm insan soyunun Tanrı tarafından kutsanmış bir ilişkiye sahip olması tasarlanmıştır (Tevrat, Yar. 1:28). Cinselliğin yaratılıştan aldığımız niteliklere göre günah ya da tabu sayılamayacağını anlamamızı sağlayan başka bir kanıt da Tanrı’nın yarattıklarına bakarak her şeyin çok iyi olduğunu göstermesidir (Tevrat, Yar. 1:31). Yaratılışta Tanrı’nın evrende kurduğu düzene ve insana tehdit oluşturacak karanlık güç yoktur. Çünkü evren Rab’bin sevdiklerinin rahatça yaşaması için bilgece yaratılmıştır (Tevrat, Mez. 127:2, 104:24). Bu nedenle Tanrı yarattığı her şeyi “Çok iyi!” diye onaylamaktadır.

Image module

EŞCİNSELLİĞE KUTSAL KİTAP DIŞINDAKİ YAKLAŞIMLAR

Birbirinden çok farklı disiplinlerin cinsellik konusuyla ilintili olduğu görülmektedir. “Cinsellik bir kültürün ahlaki ve dinsel inançlarıyla hukuk sitemiyle, çocuk yetiştirme uygulamalarıyla, kişinin başkalarına ve kendisine aldıkları tutumlarla değerlendirilir.” İnsanın biyolojik, anatomik, fizyolojik, toplumsal yönünü inceleyen çeşitli bilim insanları eş- cinsellik (ve aynı zamanda diğer aykırı cinsellik) konusunda farklı görüşlere sahiptir. Gerek psikoloji gerek toplum bilimsel araştırma sonuçları bir ölçüde kişisel yorumlara bağlı olduğundan hemen her bulgu tartışılmaya açıktır. Tıpta yapılan araştırma bulguları eşcinselliğin salt biyolojik (genetik, hormonal) etkenlerle ortaya çıktığını doğrulayıcı nitelikte değildir. Eşcinsellik (ve erkek-dişi arasındaki ilişki dışında kalan 18 cinsel tercihler) anatomi ve fizyoloji açısından incelendiğinde, biyolojik, anatomik, fizyolojik uygunsuzluk belirgindir.

Tıbbi ve Ruhbilimsel Yaklaşım

Son yıllarda aynı cinsle cinsel ilişki toplumda, akademisyenler ve siyasetçiler arasında daha çok kabul görerek desteklenmektedir. Bazı Psikologlar oluşturdukları cinsel eğilim yelpazesinin bir ucuna yaşamları boyunca akıllarından eşcinsel düşünce geçirmemiş insanları koyarken, öteki ucuna da karşı cinse istek duymayan insanları koyar. “Eşcinsellik, aynı cinsten insanlara karşı tensel ilgi ve istek duymak şeklinde tanımlanabilir. Ancak bu tanımı uygulamada değerlendirmek kolay değildir, çünkü cinsel eğilim her durumda cinsel davranışlara bağlı değildir. Eşcinsel eğilimlere sahip olmalarına rağmen hiçbir zaman eşcinsel ilişki kurmamış insanlar vardır. Ayrıca hapishane ortamı ya da savaş zamanı gibi olağanüstü koşullarda, heteroseksüel eğilime sahip insanların bile aynı cinsten kişilerle cinsel ilişkiye girebildikleri görülmüştür. Psikologlar arasında görüş ayrılıklarına rağmen, genel kanı ‘cinsel eğilimin cinsel dışavurum’ üzerinde önemli bir etkisi olduğu yönündedir.”

Anatomi ve işlevsel fizyoloji açısından eşcinselliğe yaklaşıldığında kadının vajinası ve pelvis kasları cinsel ilişki için uygun biçimde tasarlandığı çok belirginidir. “Fakat anüs ve rektum için bu geçerli değildir. Anal seks ülserlere, iltihaplara, anüs çevresindeki kasların yırtılmasına ve rektumda tahribata yol açacak sorunları beraberinde getirdiğinden” eşcinsel ilişkiyi doğal olarak göstermek, zorlamayla yapılan yorumların ya vicdanı rahatlatmak ya da psikolojik savunmaların sonucudur denilebilir. Türkiye Psikiyatri Derneği yaptığı açıklamada eşcinselliği hastalık değil, biseksüellik, heteroseksüellik gibi, bireylerin tercihlerine bağlı olmaksızın, insanda bulunan üç yönelimden biri olarak tanımlamıştır. Böyle bir görüş liberal tanı ölçüleriyle uyumluluk taşısa da kimlik 20 uyumsuzluğunu doğruladığı söylenemez. Üstelik tıbbın da değişebileceği, bir zamanlar doğru kabul edilen tanı ölçülerinin sonradan yanlış kabul edildiği gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, eşcinselliği basit bir yönelim ya da tercih konusu olarak tıbbi (ve ruhbilimsel) açıdan mutlak doğru olarak kabul etmek mümkün değildir. Ve aynı zamanda eşcinselliğin yönelim ya da tercih olduğu yönündeki görüşlerle tüm doktorlar aynı fikirde değildir. Dr. A. Cem Keçe, Türkiye’de eşcinsellik üzerinde klinik deneyimlerini topladığı “Eşcinsellik Kader Değildir” kitabında, 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği’nin, sonra 1992 yılında Avrupalıların (ICD) eşcinselliğin sapıklık veya sapkınlık olmadığı kararını alıp bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarana dek bir kimlik bozukluğu, hastalık veya sapkınlık olarak algılandığını dile getirir. Amerikan Psikiyatri Birliği ve ICD eşcinselliği hastalık kavramı olmaktan çıkarmakla birlikte eşcinselliğin normal bir davranış olduğunu da söylememişlerdir. Bu yoruma göre eşcinsellik normal dışı bir davranıştır ama sapkınlık değildir.

 

Dr. Keçe’nin yaptığı tanımsa: “Eşcinsellik özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve ihmallerin sonucu gelişen bir durumdur. Bu açıdan baktığımızda, eşcinsellik ruhsal bir bozukluktur, bir cinsel eğilim bozukluğudur. […] Bu bağlamda, kendi özgür seçimi ile eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkânı sağlamamak, ‘Bu tedavi edilebilen hastalık değildir’ demek gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ahlaki olmayan bir tutumdur.” İnsan biyolojisi, anatomisi ve fizyolojisi açısından eşcinsel (ve erkek-dişi arasındaki ilişki dışında kalan diğer aykırı cinsel tercih) deneyimlerinin insanın bedensel durumuna aykırı olduğu açıktır. Erkek dişi arasındaki ilişki dışında kalan diğer cinsel tercihler ile eşcinsel eğilimlerin biçimlenmesi, yaşam tarzı olarak benimsenmesi: Öncelikli olarak özdeşleşme; öğrenme (bilgisizlik, erkek ve dişi cinselliği hakkında gerçek olmayan düşüncelere şartlanma); tecavüz gibi aile-toplumsal unsurların bireye yansıttığı etkileşimlerle ortaya çıktığı yönünde değerlendirilmelidir.

Image module
Image module

KUTSAL KİTAP’IN EŞCİNSELLİK KONUSUNDAKİ ÖĞRETİSİ

İnsanlar çoğunlukla Rab’bin kutsallığına ve yaratılış amaçlarına aykırı cinsel eğilimlerini mantıklaştırmak, kabul edilebilir duruma getirmek yöneliminde olmuşlardır. Kiliseye yazılan mektuplarda imanlılar sahte öğreti verenlere dikkat etmeleri (Va. 2:2), İsa Mesih’e iman edildikten sonra fuhuş yapmakta sakınca görmeyenlerin ardından gitmemeleri konularında uyarılmaktadırlar (Va. 2:14-16, 18-23). Kutsal Kitap özgün öğretişinde tüm insanlar günah işlemiş ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalmıştır; Âdem’den başlayarak tüm insanlar Tanrı’nın istemlerine aykırı hareket ettikleri için günahkârdır. Yani Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalanlar yalnız insan yaratılışına uymayan cinsel tercihler yapanlar ve eşcinseller değil, tüm insanlıktır (İncil, Rom. 3:23). Ancak günaha tutsak olanlar, İsa Mesih’in çarmıhta günahlarını üstlendiğine iman etmekle günahlarından kurtulurlar; Tanrı’nın lütfuyla karşılıksız aklanırlar (İncil, Rom. 3:23,24)

İsa Mesih’e iman ederek Tanrı’nın verdiği özgürlüğü yaşamları için Tanrı onlara fırsatlar sunmaktadır. İman yaşamında lütufla güçlenerek, düşünce ve isteklerini yaratı- lıştaki bedensel, ruhsal doğalarına dönmek için kullandıklarında (İncil, Rom. 5:1,2); Rab’be ve O’nun ilkelerine sadık kaldıklarında gün be gün değişerek eski yaşamlarında kalan vicdan rahatsızlıklarından, kaygı, suçluluk, korku, dışlanmış hissedilmek gibi ruhsal sorunlardan arındıklarını göreceklerdir. Bu vaat gerçek anlamda tövbe eden herkes için geçerlidir (İncil, Elç. 2:37-42). Tövbe ederek yaratılıştaki doğalarına dönmek isteyen eşcinsellerin zayıflıklarını Rab bilmektedir. Zor gibi görünen bu süreçte önemli olan eşcinsellerin (öteki günahkârlar gibi) Rab’bin kendileri için yaptıklarını bilmeleridir. “Değişim gerçekleşirken ortaya çıkan zayıflıklar kendi başlarına günah oluşturmayıp imanlının günaha olan direncini azaltan, yalnız fiziksel anlamda değil; düşünsel, ahlaksal ve duygusal alanlarda güçsüzlüklerdir. Zayıflıklar ayartıya, ayartı da fiziksel uygulamayla günaha dönüşürse ortaya ciddi bir durum çıkıyor. Böyle bir duruma girmeden İsa Mesih adıyla ve Kutsal Ruh aracılığıyla aklandığımıza güvenerek Rab’be sadık kalmak gayretini göstermek önemlidir.”

Image module

EŞCİNSELLİĞE KİLİSEDE PRATİK YAKLAŞIMLAR

Kutsal Kitap’ta kurtuluşları için İsa Mesih’e iman ederek Tanrı’nın Egemenliği’ne girenlerin ruhsal ve bedensel yaraları Tanrı sözü ve Kutsal Ruh tarafından iyileştirilecektir, vaadi vardır. İsa Mesih’e ait olmakla başlayan bu süreç, itaate dayalı bir yaşam sürdürüldüğünde O’nun ikinci gelişiyle tamamlanacaktır. Kendisine iman eden tüm günahkârlar gibi eşcinsellerin de incinmeleri, acıları, gözlerindeki yaşlar İsa Mesih tarafından silinecek, onlar da görkemli göksel bedenlerine kavuşacaklardır.İmanlıların kendileri için taşıdıkları bu umudu tövbe eden eşcinsellerin (gay, lezbiyen, biseksüel, trans birey, transeksüel…) taşımaması için hiçbir neden yoktur.

İsa Mesih tüm günahkârlara çağrısını yaparak onlara verdiği değeri gösterdi. İsa Mesih’in on iki havarisinden biri Matta vergi görevlisiydi. Matta, öteki meslektaşları gibi Roma İmparatorluğu adına soydaşlarından vergi topladığından, Yahudiler tarafından nefret edilen, dışlanan, vatan haini olarak damgalanmış kişilerden biriydi. İsa Mesih ona “Ardımdan gel” dediğinde o işini bırakıp İsa Mesih’i izledi. Sonra evinde İsa Mesih’in onuruna büyük bir yemek verdi. Yemekte birçok vergi görevlisiyle günahkâr da vardı. Ferisi olarak adlandırılan din bilginleri bunu gördüklerinde İsa Mesih’in öğrencilerine “Sizin öğretmeniniz neden vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?” diye sordular. İsa Mesih de onları “Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var. Gidin de, ‘Ben kurban değil, merhamet isterim’ sözünün anlamını öğrenin. Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim” diye yanıtladı (İncil, Mat. 9:13; Mar. 2:13-17). Ayetlerde öncelikle iki insan tipi bulunduğunu görüyoruz. Birinci tip, anlaşılır şekliyle, dindar olarak adlandırılabilecek, kendilerinde kusur görmeyen Ferisi grubunun din adamlarıdır. İkinci tip, Kutsal Yasayı din bilginlerinin yorumladığı biçimde izlemeyenler, ahlak düşkünleri, vatan haini kabul edilen vergi görevlileri… Kısacası, bu din adamlarının günahkâr olarak adlandırdığı kişiler. Birinci gruptaki kuru sofu din adamları gözlerindeki merteği görmezken; ikinci gruptaki günahkâr arayış içindedir ve İsa Mesih’e itaat etmektedir!

KİLİSELER  VE EŞCİNSELLER

Kilise Tanrı’nın Egemenliği’nin kurulduğu yeri temsil ettiğinden, kilisenin öncelikli hizmeti insanların kurtuluşu, onların ruhsal-fiziksel yaralarının iyileşmesi için Müjde’yi (İncil’i) duyurmaktır. Günümüzde kilise İsa Mesih’in başlattığı hizmeti üstlenen, göksel cenneti yansıtması gereken tek kurumdur. Böyle bir durumda kilise İsa Mesih’i örnek almalı, kurtuluş çağrısını tüm insanlara iletmeli, günahlarından tövbe edenlerin iyileştiği, değiştiği yer olmalıdır.

Image module

Herkesi Kabul Eden Rab

Rab insanları sever, herkese baba şefkatiyle yaklaşır. Hristiyan ilahiyatında Tanrı’nın kusursuz babalık kavramı, uzaklık yerine yakınlığı, resmi ilişki yerine sıcaklığı ve sevgiyi anlatır. Anlaşılmakta zorluk çekilen Tanrı’nın ‘babalık’ kavramı, güven konusunda insanın ihtiyaç duyduğu derin bir boşluğu doldurmaktadır. Kutsal Kitap Rab’bin babalık sevgisini tüm insanlara sunduğunu yazar. Göksel Baba “Kendisini [İsa Mesih’i] kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verir (İncil, Yu. 1:12).” Vergi görevlileriyle fahişelerin damgalandığı tarihsel koşullarda, İsa Mesih onlarla birlikte bulunma yürekliliğini göstererek her türlü ayrımcılığı ret etti. Herkes gibi toplum tarafından damgalanmış insanları Tanrı’yla barışmaya, bunun sonucunda pak yaşam sürmeye davet ederek onlara sevgisini gösterdi. 46 İncil’de uysal görünen, ama Tanrı’nın isteklerini yerine getirmeyen oğulla, asi görünen, ama Tanrı’nın isteklerini yerine getiren öteki oğullun karşılaştırıldığı benzetmede İsa Mesih, kuru sofu din adamlarına vergi görevlileriyle fahişelerin Tanrı’nın Egemenliği’ne onlardan önce girdiğini söyledi! Bunun nedeni kendini günahkâr olarak görmeyen dindarların İsa Mesih’in sunduğu kurtuluşu kabul etmemesi; ama toplum tarafından damgalanmış vergi görevlileriyle fahişelerin tövbe ederek yaratılıştaki konuma dönüş sürecini başlatmalarıydı (İncil, Mat. 21:28-32). Rab yarattığı hiç kimseyi yok saymıyor; sevgi üzerine kurulan egemenliğine girmeleri için gü- nahkârların çağrısına kulak vermesini bekliyor. Rab kendisini yadsıyan insanlara tıpkı annesini babasını dinlemeyip yaşamını mahveden çocuğa baktığı gibi bakmakta, yaratılıştan beri çocuklarının (insanın) özgür iradelerini kullanarak yaptığı kötülüklerden derin üzüntü duymakta, onlara kurtuluşları için elini uzatmaktadır: “Beni sormayanlara göründüm, Aramayanlar beni buldu. Adımla anılmayan bir ulusa, ‘Buradayım, buradayım’ dedim. Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden 47 Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.” (Tevrat, Yeş. 65:1-2)” Bu ayetlerde bütün çıplaklığıyla yatan gerçek, Tanrı’nın insanların kendisine dönmesini beklediğidir. Sevgi birbirini kabul eden ilişki ortamında var olabildiğine göre Tanrı’nın karşılıksız sunduğu sevgiyi kabul etmekle O’nunla derin bir ilişki başlayabilir. Sonuçta İsa Mesih’i kişisel kurtarıcısı, yaşamının Rab’bi olarak kabul eden tüm günahkârlara Tanrı’nın Egemenliği açıktır.

Tanrı Sözü’nün ve Kutsal Ruh’un İyileşme Sürecindeki İşlevi

İsa, sağlamların değil, hastaların hekimidir; doğ- ru kişileri değil,16 günahkârları çağırmaya gelmiştir (İncil, Mar. 2:17). Yine İsa Mesih “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak (İncil, Yu. 8:32)” vaadini vermiş, tüm insanların günahlarını çarmıhta üstlenerek onların yerine ölerek vaadini yerine getirmiştir. O’nun ölümden dirilişiyle günahın yargısı olan ruhsal ve fiziksel ölümün yenildiği yeryüzünde ve göksel yerlerde ilan edilmiştir. İsa Mesih günü- müzde göksel yerlerde yaşamakta, Tanrı sözü olan Kutsal Kitap ve dünyaya dökülen Kutsal Ruh aracılığıyla göklerden fiziksel ve ruhsal hastalıkların iyileşmesi için şifa dağıtmaktadır. Kutsal Kitap yaklaşık 3500 yıl önce kayda geçirilmeye başlanmış, yaklaşık 1400 yılda tamamlanmıştır. Kutsal Ruh’un yönlendirişiyle yazılan Kutsal Kitap, insanın yaratılışından başlayarak Rab ile olan ilişkisi, Rab’bin yaratılış ve insan üzerindeki iyi, doğru tasarıları açıklanmıştır. 1. Petrus 2:2 ayetinde, Kutsal Kitap’ta yer alan ayetler hilesiz süte, İsa Mesih’i kişisel kurtarıcısı olarak kabul eden imanlılar da yeni doğan bebeğe benzetilir. Kutsal Kitap ayetleri insan ruhunun sevgi, güven, umut gibi temel ihtiyaçlarını karşılar; Rab ile doğru bir ilişki kurulmasını sağlar.

Kilise, günahkârların kurtuluş ve sonsuz yaşam bulduğu yer; ama günahın egemenlik kuramadığı yer olma ilkesi göz önünde bulundurarak tövbe19 eden eşcinselleri iyi anlamak, ihtiyaç duydukları konularda onları desteklemek ve güvenilir arkadaşlar olarak onlara sevgi göstermekle yükümlü- dür. Sonuçta öteki imanlılar gibi eşcinseller de günahkârladır. Rab herkese kurtuluş ve sonsuz yaşam armağanını sunduğu gibi eşcinsellere de sunmaktadır. Dua etmek ve eşcinsellerin sorunlarına duygusal yönden onları anlamak bazı kilise önderleri ve hizmet edenlerce yapılabilse de (tövbe eden) eşcinsellere doğru bir danışmanlık hizmeti vermek önemlidir.

“İşte kalıcı olan üç şey vardır: İman, umut, sevgi. Bunların en üstünü de sevgidir.” (1. Kor. 13:13)

İsa Mesih’e neden güvenebileceğinizi görmek için şu soruyu samimiyetle yanıtlayınız: “İşlediğiniz bir suçun yargısı ölümse sizin yerinize kim ölebilir?” 57 Unutmayın, ölüme mahkûm tüm insanların suç- ları için ölen İsa Mesih, sizin suçlarınız için de ölmüştür. İsa Mesih’e güvenin, O’nu yaşamınızda deneyin…

Eşcinsel Deneyim Yaşamış, Cinselliğin İyileştirilmesi Kitabı Yazarının Kısa Tanıklığı

Andrew Comiskey Cinselliğin İyileştirilmesi kitabında yaşam serüvenini ve İsa Mesih’in kendisi için ne yaptığını anlatır. “Eşcinsel bir kişi değişebilir mi?” sorusuyla başlıyor kitabına yazar, ilerleyen sayfalarda ailesini ve eşcinsel eğilimlerinin nasıl geliştiğini anlatmakla devam ediyor. Comiskey, annesi ve babası tarafından incitilmedi. Ancak çocukluğunda erkek çocukların kendisine korku verdiğini bu nedenle kız çocuklarla oynadığını anlatıyor. Erkek çocukların, kız çocuklarla oynadığını görünce onunla alay etmesinden, arkadaşlarının kendisini ‘hanım evladı’ ve ‘eşcinsel’ olmakla suçlamasından incindi, suçluluk duygusuna kapıldı. Çocukluğundaki (1960’lı yıllarda) cinsiyet ve rol farklılıklarının önemsenmediği bir çağda, anne babasının kendisindeki kimlik karmaşasını anlayamadıklarını dile getirerek annesinin, kendisinin dişilikle gereğinden fazla haşır neşir olmasını; babasının kendisini bir erkek olarak teşvik edip desteklememesini eşcinsel kimliğinin gelişimindeki etkenler olarak ifade diyor. Comiskey genç erkek gruba katılmak için gayret etti; ancak eşcinsel olduğuyla ilgili söylentiler yayılmaya başlayınca gruptan dışlandı. Bu olaydan sonra ikilem içine düştü. Kadınları oyun arkadaşları gibi gördü, (erkeklerden korkmasına rağmen) erkeklerle cinsel ve duygusal açıdan birleş- meyi arzuladı. 16 yaşında kız arkadaşı tatildeyken, eşcinsel şakalara hedef olan bir okul arkadaşıyla eşcinsel ilişkiye girdi. Edindiği eşcinsel arkadaşlarıyla toplumun çoğunluğundan uzaklaşarak kendileri gibi olabileceği bir dünya yarattılar. Genç bedeni ve idealizmi ona pazarlık yapma gücü verdi. Bar ya da diskotek ortamında sınır tanımayan eşcinselliği yaşadı. Üniversitede psikoloji ve sosyoloji alanında öğ- renim gören eşcinsel arkadaşlarının, eşcinsel eğilimin doğruluğunu onaylamaları, üniversiteli eşcinsellerin eşcinselliği normal ve kabul edilebilir biçimde sunması eşcinsel yaşama biçimini kabul etmesini kolaylaştırdı. Ne var ki ilerleyen zaman içinde gerçek dostlukları kuramamak, oda arkadaşının tutarsızlaşması gerçeklerle yüzleş- mesine neden oldu. Ne kendisi ne de ortağı içinde var olan sevmeye ve sevilmeye yönelik derin arzuyu gideremedi. Ağabeylerinin 1970’lerde başlayan ruhsal uyanı şa katılarak İsa Mesih’e iman etmesi, Comiskey’e İsa Mesih’e iman edenlerde köklü bir değişimin başladığını gösterdi. Ziyaretine gittiği büyük annesinin “Sen sahtesin!” sözünden etkilendi. Daha sonra anne ve babasının yüreklendirişi, Kutsal Ruh’un yönlendirişiyle İsa Mesih’e Rab ve Kurtarıcı olarak iman etti. İsa Mesih’e iman eder etmez eşcinselliği konusunda yaşamında mucizevî bir değişim olmasa da İsa Mesih’le ilişki içindeki yaşam onda yeni bir süreci başlattı. Erkek arkadaşından ayrıldı.

Cinselliğin iyileşmesi savaşını bilen imanlıların desteği sayesinde Hristiyan topluluğunda kök salmaya başladı. İmanlı bir grupla tanışarak kendi başına var olamayacağını anladı. Eşcinsellik konusunda hemen kesin zafer görmese de iman yaşamında İsa Mesih’e güvenebileceğini öğrenmişti; O’na yürekten teslim oldu.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.onlinekilisem.com/wp-content/uploads/2018/04/default_main_header.jpg);background-size: initial;background-position: center top;background-attachment: initial;background-repeat: initial;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 350px;}
error: Content is protected !!