TANRI NEDEN KİTAPLARININ DEĞİŞMESİNE İZİN VERSİN? BİLİNENİN AKSİNE TEVRAT – ZEBUR – İNCİL HEPSİ BİR BÜTÜNDÜR VE BİRBİRİNİ İNKAR ETMEZ TASDİK EDER, BİR KİTAP DİĞERİNİN DEVAMI GİBİDİR BUNU UNUTMAYIN YANİ TAHRİF EDİLME, DEĞİŞME BİR YENİSİ GELME GİBİ BİR DURUM SÖZ KONUSU DEĞİLDİR… HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ YAP-BOZ DEĞİL Kİ BU TANRI SÜREKLİ KİTAP GÖNDERSİN DURSUN?

Birçok insan bize gelip dünya çapında bilinen ve kanıtlanan bir gerçekmiş gibi, İncil’in tarih boyunca ‘papazlar’ tarafından değiştirildiğini söylüyor. Açık söylemek gerekirse, halkımız bu iddiayla bize ve inancımıza ne kadar hakaret ediyor olsa da üzüldüğümüz nokta şu ki, esas Allah’ın karakterine ve Kutsal Kitap’ına hakaret ettiklerinin farkında bile değildirler. Bir de bunu İncil’i hiç okumadan ileri sürmeleri bizi gerçekten üzüyor. Öncellikle şunu belirtmek gerekir ki, bugüne kadar hiç kimse bu iddiayı doğrulayacak küçücük bir kanıt bile gösterememiştir. Bunların hepsi kulaktan dolma boş ve yersiz iddiaların ötesine gitmiyor.

Image module

ONLINE KUTSAL KİTAP OKU

İNCİL (MÜJDE) OKU

MATTA

MARKOS

LUKA

YUHANNA

Bu Kitap çok eski olmakla birlikte, birçok eski Kutsal Kitap el yazmasının onun içindekileri doğruladığı dikkate değer. Dünyanın her tarafında bulunan kütüphanelerde ve özel kolleksiyonlarda binlerce eski Kutsal Kitap el yazması vardır. Bunlar, bugünküKutsal Kitabın, zamanın verdiği zararlara dayanabildiğini ve içindekilerin günümüze kadar değişmeyen şekilde nakledildiğini göstermektedir.
Bunu kontrol etmek mümkündür. Örneğin, çoktan beri mevcut olan Almanya’daki Institute for New Testament Textual Studies (İncil Metninin Araştırma Enstitüsü) elindeki yaklaşık 5.300 İncil (Yunanca Kutsal Yazılar) el yazısının yüzde 95’ini mikrofilm veya fotoğraflarla tespit ederek bilimsel incelemeye sunmuştur.
Böylece ilgili, ziyaretçi bir bilim uzmanı olsun ya da olmasın, uzmanların yardımıyla Kutsal Kitabın 20. yüzyılımıza kadar ne oranda doğru nakledildiğini öğrenebilir. İncilin asıl yazılışıyla en eski papirüs el yazma kopyaları arasında 25 yılı geçmeyen çok kısa bir süre vardır.

Bütün bu gibi soruların nedeni, Müslüman anlayışıdır. Yani, Rab Tanrı tut etti Musa’ya Tevrat’ı, “Git yay” dedi. Ayni şekilde, İsa’ya da İncil verilerek, “Git sen de bunu yay” dendi ve yine ayni şekilde Muhammed’e.
Ama bir sorun var. Kutsal Kitap sadece 3 bölümden olmuyor ki. Toplam 66 Kitap ve 50 civarında peygamber yazarı vardır. Rab, 66 tane din mi yaydı? Yani, Yahudi halkına 66 tane din mi verdi? “Gel bakalım Samuel, gel ey Nathan. Musa’ya verdiğim dini değiştiriyorum. Sana yeni bir din, yeni bir Kitap vereceğim. Git onu yay” mı dedi? Birkaç yüzyıl sonra da, yine fikir değiştirerek, “Gel ey Daniel. Samuel’e verdiğim dini de beğenmedim, değiştiriyorum. Sen en iyisi git ve sana verdiğim bu yeni Kitap’la, Yeni Dini yay” mı dedi yine? Yani, her yeni gelen Kitap, bir öncesini geçersiz saymışsa, bu böyle olmuş demektir. Yahudi’lere 66 din verilmiş demektir.
Yok eğer, “Yahudiler Kutsal Kitapları değiştirdiler, bu yüzden Tanrı Muhammed’i ve Kuran’ı gönderdi” diyorsanız; O zaman “Kim değişti ve ne zaman değiştirdi?” sorusuna cevap verebilmeniz lâzım. Çünkü, Eski Antlaşmada (yani Tevrat ve Zebur’da) bulunan 39 Kitab’ın hiçbirinde böyle bir suçlama yoktur. Yani, İsa’dan önce, 1500 yıl sürece, bir yığın Yahudi peygamber gelmiş ve hiçbiri de, “Eskisini bozdunuz. Bu yüzden Tanrı bana ‘Yenisini ve Doğrusunu’ verdi demedi. Her yeni gelen peygamberin böyle bir uyarı yapması doğal olmaz mıydı? Ama yok öyle bir şey. Bunu ima edecek, bir tek kırıntı bile yok. Ne Tanrı’nın, ne de peygamberlerin bu konuda, en ufak bir şikâyetleri bile olmamışken, “Bunlar değişmiştir” diyenlerin, bunun zamanını, kimler tarafından yapıldığını ve niye Tanrı da dahil olmak üzere, hiç kimsenin bu konudan şikâyetçi olmadığını da söylemeleri lâzımdır. Aslı ise, bunun tam aksine, gelen her peygamberin, kendisinden önce gelmiş ve geçmiş tüm Kutsal Peygamberlerin yazılarını yücelterek, Yahudi halkının bunlara uymamasından dolayı, onları azarlandığını görüyoruz.
Bu, 1500 yıla yayılmış 39 Kitaptan sonra da, İsa Mesih gelmiş ve ne O ve ne de Kutsal Ruh’la dolmuş havarilerinin bir tanesi bile, bu Kitaplar’ın, bir zırnık bile değiştiğini söylememiş ve bilâkis, tümüne onay vermişlerdir. Bu kadar peygamber göndermiş olan Tanrı’nın aklı neredeydi ki, hiçbir peygambere, Kitapların değiştiğini söylemeden, uyarmadan, sessizce sinip kalmış ve ancak 2100 yıl sonra aklına getirerek, yalnızca Muhammed’e söylemiştir? Başka hiçbir peygamberin haberi bile olmamışken.
Akıl var, mantık var. Bu kitapların sadece bir tek kopyası yoktu ki. Her Havrada (sinagogda), dünyanın her tarafına yayılmış, çeşit dilde tercümeleri yapılmış, kopyaları mevcuttu. Birini değiştirmekle, tümünü değiştiremezdiniz.
Tüm bu 66 Kitap, 1500 yıllık bir süre içerisinde, değişik tarihlerde yaşamış, değişik mesleklerle uğraşmış, 50 civarında peygamber tarafından yazılmış olduğu halde, mükemmel bir uyum ve bütünlük içerisindeyken; bir tek Kuran, bunlara hiç uyum sağlamıyor. Bu uyumsuzluk ortaya çıktığında da, işin kolayına kaçıp, “Onlar değiştirildi” deniliyor. Bugün Kuran’ı tamamen, ama TAMAMEN ortadan kaldırıp, yerine bir başka kitabı yutturmak ne kadar imkânsız ise; Tevrat, Zebur ve İncil’i de ortadan kaldırıp, yerine yenilerini yutturmak da öyledir. Yok edilmeyen bir tek nüsha bile, yapılan bütün işleri boşuna çıkartır.
Şimdi dönelim İncil’lere. “Niye 4 tane İncil vardır?” deniliyor. Aslında yüzlerce, kimilerine göre de binlerce İncil vardı. Ama MS.325’te, İznik Konseyi’nin kararı ile, bu dördü hariç, tüm diğerleri masa altı edildi. Ama bu çok düşünce kaldıran bir iddia. O kadar kolay değil ki. O zaman, nasıl olur da, o güne kadar, imanları için, hiç çekinmeden, yanarak, çarmıha gerilerek, aslanlara atılarak, ikiye bölünerek, kafaları kesilerek, yıldırılmaya çalışılan ama bunlara rağmen, asla taviz vermeyen bu insanlar, birden inançlarına yapılan bu Şeytanî hareketi, sessiz sedasız ve hiç itirazsız, kabul ettiler. Mantık dışı değil midir bu? Mantık dışı olan başka birşey daha var. O da, bu soruda gizli: “Niye 4 tane İncil var?” Evet, Niye? Bu üç kâğıtçı papazlar, bu kadar mı geri zekâlıydı? “Dört yüz tane İncil olursa, millet şüphelenir” diye düşünebiliyorlardı da, 4 tane olduğunda, milletin bu soruları soracağını düşünemiyorlar mıydı? Yaptın da yaptın bu üç kâğıdı, bari tam yap da, millet de yutsun. Bir tane bırak da, “İsa’ya verilen İncil de işte budur” de. Birşeyler saklamaya çalışmış olsalardı, sizce bunu yapmazlarmıydı?
Şimdi ben sorayım, “400 tane İncil vardı” diyenler cevaplandırsın: “Niye 4 İncil? Siz olsanız, kaç tane bırakırdınız?”
Hakikatler ise şöyledir. Eski Ahitte (yani Tevrat ve Zebur dediğimiz) 39 Kitap var demiştik.
– Soru: Bu kitapları kimler ve nasıl yazdı?
– Cevap: Kutsal Ruh’la dolmuş Peygamberler, Tanrı esinlemesi ile yazdı.
– Soru: Ne hakkında yazdılar?
– Cevap: Tanrı ve Tanrı sözleri hakkında yazdılar.
– Soru: Peki, Yeni Ahit (yani İncil), kimler tarafından ve nasıl yazıldı?
– Cevap: Kutsal Ruh’la dolmuş Havariler ve Peygamberler, Tanrı esinlemesi ile yazdı.
– Soru: Ne hakkında yazdılar?
– Cevap: Tanrı (İsa Mesih) ve Sözleri hakkında yazdılar.
Fark nerede? Var mı? Eski Ahit’te, Tanrı’dan ve O’nun sözlerinden bahseden 39 kitap var iken, bunların hangisinin doğru olduğunu sormayız da, İncil’deki 27 Kitab’ın hangisinin doğru olduğunu mu sorarız. 39 Kitap’ta Tanrı’nın yaptıkları ve dedikleri yer almaktadır. “Bunu mu söyledi, yoksa bunu mu?” veya “Bunu mu yaptı, yoksa bunu mu?” demiyoruz. Çünkü, ille de sadece birinin doğru olması şart değildir. Hepsini dedi ve hepsini de yaptı. İncil’de de bu böyledir.
Ne dediği ve ne yaptığı, 4 kişi tarafından, Tanrı’nın kendi esinlemesi ile ve Tanrı’nın kendisi hakkında kaleme alınmıştır. Aynen Tevrat ve Zebur’da olduğu gibi. Bunda anlamıyacak ne var? Eski Ahitte’ki 39 Kitab’ı da Tanrı kendi eli ile yazmadı. Kendi hakkında olan bu Kitapları, esinleme yolu ile, peygamberlere yazdırdı. İncil’de de, Rab İsa Mesih, kendi hakkındaki yazıları, esinleme yolu ile İncil’in yazarlarına yazdırdı.
İncil’i yazanlar, kulaktan dolma bilgilerli kaleme almış bakkal Haydar ve kasap Yaşar değillerdi. Gelmiş geçmiş, bütün peygamberlerden daha yüce, Kutsal Ruhla dolmuş imanlılardı. Bu insanlar, ölüleri diriltmiş, yüzlercesine şifa vermiş, kötürümleri yürütmüş, Şeytan’ları bir sözle kovmuş, dünyaları ters çevirmiş, Mesih Ruh’unu taşıyan, yüce insanlardı. Herhangi bir Peygamberin sözü, ne kadar geçerli iseydi; bunların sözleri de o kadar geçerliydi. Bunun için, İncil’le ilgili, ne bakkal Haydarı ve ne de kasap Yaşarı sorumlu tutalım. İncil, kaya üzerine kurulmuş, sarsılmaz, değişmez, saf, tertemiz ve SEVGİ DOLU, Tanrı Kelâmı’dır.
Evet devam edıyoruz ;
Kutsal Kitap, dünyadaki diğer dinsel kitapların arasında eşsiz bir yere sahiptir. Kutsal Kitap’ı bir kişi yazmadı. Kutsal Kitap (Eski ve Yeni Antlaşma) 1600 sene süren bir zaman yelpazesi içerisinde, 40 farklı yazar tarafından, tanrısal bir plan çerçevesinde büyük bir mesaj tek bir kişiye, kısacık bir zaman diliminde değil, Kutsal Kitap’da olduğu gibi uzun bir zaman diliminde, değişik yazarlara tüm insanlığa iletildi
Kutsal Kitap’ın bütün yazarları, aralarında uzun zaman dilimleri olsa bile tek ve temel bir mesajı iletmiştir.
Kutsal Kitap’ın benzersiz yazarlığının ötesinde bir eşsizliği de, içerdiği sayısız tamamlanmış peygamberlik sözleridir. Eski Antlaşma peygamberleri Mesih’in gelişi hakkında 300 özel peygamberlik sözlerinde bulunmuş ve asırlar sonra hepsi İsa Mesih’te kusursuzca tamamlanmıştır.
Kutsal Kitap’ın bir başka farklılığı ise, metinlerinin arkeolojik olarak da onaylanmış olmasıdır. Arkeolojik buluşlar tutarlı bir şekilde Yeni ve Eski Antlaşma’da yer alan isimlerin, tarihsel olayların, coğrafi ayrıntıların doğruluğunu onaylamıştır. Arkeoloji Kutsal Kitap’ın Tanrı Söz’ü olduğunu kanıtlayamaz, ancak bu keşifler Kutsal Kitap’ın tarihsel bir aktarım olarak güvenilirliğini gösterir.
Diğer kitaplardan farklı olarak Kutsal Kitap, zamana karşı kendisini korumuştur. Bugün elimizde binlerce el yazması kopyaları mevcuttur. Yeni Antlaşmanın 5.000 adet el yazması kopyası mevcuttur ve bu el yazmaları birbiri ile %99.95 oranında uyumludur. Eflatunun metinlerinin ise, sadece 5 adet el yazması mevcuttur. Bu kopyalar birbiri ile kıyaslandığı zaman aralarındaki uyum ve istikrar şaşırtıcıdır.