VAFTİZ – Sonsuz Yaşam

Eski Antlaşma döneminde Tanrı halkına iki ana ruhsal tören verilmişti. Bunlardan birincisi İbrahim zamanında verilen “Sünnet”, diğeri ise Musa zamanında verilen “Fısıh” idi. Bunların her ikisi de İsa Mesih’in yapacağı kurbana işaret ettikleri için kan ile gerçekleşmekteydi.
Yeni Antlaşma döneminde Kiliseye yine iki ruhsal tören “sakrament” verilmiştir. Bunlardan biri “Vaftiz”, diğeri ise “Rab’bin Sofrası”’dır. Bunlar İsa Mesih’in tamamlamış olduğu kurbana işaret ettikleri için kansız gerçekleşirler. 

Antlaşma

Her ne kadar Antlaşma çok geniş bir konu ise de Kutsal Kitabı özetleyen tek sözcük antlaşmadır. Antlaşma Tanrı’nın günahlı insan için yaptığı işi açıklar. Tanrı’yla aramızdaki bu antlaşma tamamıyla eşit bir antlaşma değildir. Çünkü inisiyatifi ele alıp antlaşma şartlarını belirleyen Tanrı’dır. Tanrı imanlıları ve onların çocuklarını antlaşmaya dahil etmeyi uygun görmüştür. ‘‘Ahdim seninledir, bir çok milletlerin babası olacaksın” diyen Tekvin 17.4 ayetinde açıkça görüldüğü üzere Tanrı İbrahim’i antlaşmasına bir baba olarak katmıştır. Tekvin 17.1112 ayetlerinde İbrahim’in Tanrı’sına iman eden ailelerin sekiz günlük her bebeğe antlaşmayı simgeleyen sünnet mührü vererek Tanrı’nın topluluğuna dahil etmeleri emredilmektedir. Bir anlamda sünnet; Tanrı’nın kendi halkı ile yaptığı antlaşma ilişkisinin kutlanmasının seremonisidir. Tanrı İbrahim ile yaptığı antlaşmayı iptal etmedi. Antlaşmayı halkın imansızlığı bile bozamadı. İsa Mesih’in gelişi de antlaşmayı iptal etmedi. Antlaşmanın merkezindeki çehre hala aynıdır.
Bunlar :

  • Tanrı’nın antlaşmasına sadık kalma vaadi        
  • Tanrı’nın bizleri iman ve itaate çağırması
  • Tanrı’nın imanlılar ve onların çocuklarına olan ilgisi       
  • Tanrı’nın Antlaşmasal bir kurban konusundaki ısrarı

Eğer Tanrı Yeni Antlaşmada Eski Antlaşma boyunca sergilediği modeli değiştirecek olsaydı bunu önceden söylerdi. Bu yüzden Eski Antlaşmadaki model Yeni Antlaşmada aynıdır. Bu yüzden imanlı ailelerin çocukları Tanrı’nın Halkına dahildir. Eski Antlaşma ile büyüyen Yeni Antlaşma yetişkinleri Rab İsa Mesih’e iman ve itaat ettikleri zaman kendileri ve aileleri Yeni Antlaşmanın vaftiz işaretini aldılar. Çünkü Yeni Antlaşma onlara sünnetin yerini vaftizin aldığını öğretmiştir:
Ayrıca Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O’nda sünnet edildiniz. Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz ve O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz. Siz suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Tanrı sizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O bağışladı. Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha mıhlayıp ortadan kaldırdı. Koloseliler 2.11-14 
Gerek sünnette gerekse vaftizde sergilenen resim İsa Mesih aracılığı ile günahların kaldırılmasıdır. Sünnet imanlı ailelerin çocukları içindi. İsa Mesih aracılığı ile sünnetin yerini alan vaftiz de aynı şekilde imanlı ailelerin çocukları içindir. Sünnetin Vaftiz ile yer değiştirdiğini öğreten Koloseliler ayeti olmamış olsaydı bile, Antlaşmadaki bu bütünlük bebeklerin vaftiz edilmesi gerekliliğini anlamamız için yeterlidir.

Vaftiz Bizler İçin Ne Anlam İfade Ediyor
Mesih’le Birleşmenin İlanı

“Vaftizde Mesih’le birleşenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.” Galatyalılar 3.27
Evlilik ile iki insan tanıklar önünde Tanrısal bir onay ve bereket alarak birleşirler. Böylece iki insan bir olurlar. İki kişi, kadın ve erkek yaptıkları bu antlaşmanın neticesinde birbirlerine yüzük verirler. Bu yüzükler Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’ta yaptıkları antlaşmanın simgesidir. Bu yüzükler, çiftlere birbirleriyle yaptıkları antlaşmayı hatırlatır. Bu anlamda yüzükler bir süs eşyası olmaktan öte, bir insanın diğer bir insana verdiği bir antlaşma sözünün sembolüdür. Vaftiz ise; insan ile Tanrı’nın diri Sözü olan Mesih arasındaki birleşmeyi ifade eder. Giydiğimiz giysiler bazen zevkimizi ve karakterimizi, bazen işimizi, bazen sosyal konumumuzu doğrudan veya dolaylı olarak yansıtır. Vaftizde Mesih ile olan bu birleşme sonucunda kişi, hayatında Mesih’i yansıtacaktır. Tanrı ile olan birliktelik geliştikçe Mesih’in kendisi de o kişide parlayacaktır. Vaftiz üzerimizdeki elbise gibi Mesih’i dışarı yansıtmaya başladığımız bir yaşam değişikliğinin işaretidir (öyle olmasına çalışmalıyız).

Tövbe

“Yahya, vaftiz olmak için kendisine akın eden kalabalıklara şöyle seslendi: ‘Ey engerekler soyu! Gelecek olan gazaptan kaçmanız için sizi kim uyardı? Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin! Kendi kendinize, `Biz İbrahim’in soyundanız’ demeye kalkmayın. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim’e şu taşlardan çocuk yaratacak güçtedir.Balta daha şimdiden ağaçların köküne dayanmıştır. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılacak.’
Halk ona, ‘Öyleyse biz ne yapalım?’ diye sordu. Yahya onlara, ‘İki mintanı olan, birini hiç mintanı olmayana versin; yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın’ cevabını verdi. Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek ona, ‘Öğretmenimiz, biz ne yapalım?’ dediler. Yahya onlara, ‘Size buyurulandan daha çok vergi almayın’ dedi. Bazı askerler de ona, ‘Ya biz ne yapalım?’ diye sordular.O da onlara şöyle dedi: ‘Kaba kuvvetle ya da yalan suçlamalarla kimseden para koparmayın, ücretinizle yetinin.’” Luka 3.714

Mesih ile olan bu birleşme sonucunda kişi bundan böyle Mesih’e ait olduğunu ifade eden bir yaşama çağrılmış olur. Vaftizci Yahya’nın hizmetinde vaftiz çağrısı kadar etkin olan diğer bir şey ise tövbe çağrısıydı. Bu anlamda vaftiz tövbekar bir yaşam için Mesihsel bir kutsama almak demektir. Tövbekar bir yaşamı yaşayacak gücü ve desteği Mesih’te aramak demektir. Vaftiz olan kişi artık yaşantısını değiştirmiştir. Evlilik andının işareti yüzükler olduğu gibi, tövbe dolu bir yaşam andının da işareti ve mührü vaftizdir.
Image module

Günahların Bağışlanması

“Böylece Vaftizci Yahya çölde ortaya çıktı. İnsanları, günahlarının bağışlanması için tövbe edip vaftiz olmaya çağırıyordu.” Markos 1.4
Tövbe eden kişinin günahları İsa Mesih’te sunulan karşılıksız lütuf ile bağışlanmıştır. Bu anlamda Vaftiz; günahların affını simgelemektedir. Kişinin günahlarını yalnızca İsa Mesih’in kutsal kanının temizlemeye yeterli olduğunun bir işaretidir. Vaftiz günahlarının affı için yalnızca İsa Mesih’in çarmıhta akan kanının yeterli olduğunu, O’nun günahı kaldıran bir kurban sunusu olarak sunulduğuna işaret eder.

Tanrı’nın Çocuğu Olmak

“Çünkü Mesih İsa’ya iman ettiğiniz için hepiniz Tanrı’nın oğullarısınız. Vaftizde Mesih’le birleşenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.”Galatyalılar 3:26-27
Tanrı akladığı günahkarı Mesih’te kutsayıp neticesinde evlat edinmiştir. İsa Mesih’in beden alıp yeryüzüne gelip aramızda yaşadığına ve bizim günahımız için haça gerildiğine olan iman bizleri Tanrı’nın evlatları yapmıştır. Tanrı’nın çocuğu olarak artık Tanrı’nın lütuf tahtına cesaretle yaklaşabiliriz. Artık göksel krallığın sahibiyiz, mirasçılarıyız. Tanrı’nın çocuğu olmak, Tanrı ile aramızdaki bozuk olan ilişkiyi düzelttiği gibi insanlık ailesi olan ilişkimizi de yeniden düzenleyecektir. Kişi İsa Mesih’te yeni bir aileye ve kardeşlere sahiptir. Bu da yeryüzünde sahip olabileceğimiz en büyük zenginliktir.

Yeniden Doğmak

“Ama Kurtarıcımız Tanrı, iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu, doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle yaptı.” Titus 3:46
Bizleri İsa Mesih’te bağışlayan merhametli Tanrımız, Kutsal Ruh aracılığıyla yeniden doğmamızı sağlamaktadır. Vaftiz bizlerin yeni bir hayat için yenilenmeye olan ihtiyacımızı yalnızca Kutsal Ruh’ta karşılandığını gösteren bir mühürdür. Mesih’le birleşen ve günahı bağışlanan kişi Kutsal Ruh aracılığı ile yeniden doğarak artık yeni bir yaratık olmuştur. İsa Mesih bizleri günaha köle ve nefret dolu bir yaşamdan kurtardığı gibi bizlerin doğruluğu olmuştur. Yeniden doğuş yıkamasıyla bizlere yeni bir yaşam vermiştir.

Sonsuz Yaşama Kavuşmak

“Baba’nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O’nunla birlikte ölüme gömüldük. Eğer O’nunkine benzer bir ölümde O’nunla birleşmişsek, O’nunkine benzer bir dirilişte de O’nunla birleşeceğiz.”Romalılar 6.45
Vaftizinde günaha ölerek Mesih ile birleşen kişi, Mesih ile devam eden birlikteliğinin sonucunda sonsuz yaşama kavuşacaktır. Bu anlamda vaftiz bizlere Mesih’in ölümünü ve dirilişini de hatırlatır. Ölümü yenmiş olan Mesih kilisenin diriliş ve çürümezlik umududur. Vaftiz; günaha ölmeyi, ölüm aracılığı ile Mesih’le birleşmeyi temsil etmektedir. Mesih’e ait olarak bir ölümde birleşenler, Mesih’te gerçekleşmiş olan dirilişte de O’nunla birleşeceklerdir. Yani imanlı kişi sonsuz yaşamı alacaktır.

 Görünen Kiliseye Katılmak

İster Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir beden olmak üzere aynı Ruh’ta vaftiz olduk ve hepimizin aynı Ruh’tan içmesi sağlandı.” I. Korintliler 12:13
Vaftiz ve tövbe, tüm yeryüzündeki ırkları bir görmeyi gerektirir. İster Yahudi, ister Grek, İsa Mesih’te birleşmiş her kişi Göksel Baba aracılığı ile kardeştir. Vaftiz, bu kişilerin ait olduğu Kutsal, Evrensel ve Elçisel Kilisenin bir işaretidir. İsa Mesih’in Ruhani bedenini yeryüzünde teşkil eden topluluk farklı dillerden, farklı uluslardan, farklı kültürlerden oluşur.
Vaftiz; “gözle görünen kilise” dediğimiz, farklılıklarımızın BİR olduğu, Tanrı’nın bu dünyadaki kilisesine üyeliğimizi gösteren bir işarettir. Kişi, vaftiz olduğu kiliseyi ve üyelerini kendi ailesi olarak görür. Bu sebepten vaftiz; Mesih ile birleşme ve halkıyla olan beraberliğimizin simgesi ve mührüdür.
Özet olarak: Mesih ile birleşmiş, tövbe etmiş ve bağışlanmış, Kutsal Ruh aracılığı ile yeniden doğan, Tanrı’nın çocuğu olma ayrıcalığına hak kazanmış ve sonsuz yaşama kavuşmuş kişi artık RAB İSA MESİH’E AİTTİR.İsa Mesih’in ölümünün ve dirilişinin gücü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle günahın pisliğinden, Mesih’in kanının üzerimize serpilmesiyle suçtan arınma aracılığı ile Mesih’le olan beraberliğimizin simgesi “Vaftizdir.

Vaftizde Konuşan Tanrı

Vaftiz insanın işi değil, Tanrı’nın işi olarak görülmelidir. Çünkü vaftizi insan icat etmemiştir, tersine vaftiz, yüce Tanrı’nın bir emridir. Rab’bimiz vaftizi kilisenin hizmetinin ve tapınışının bir parçası olarak teşkil etmiştir. Vaftiz, Tanrı’nın ilanı ve merhamet antlaşmasının bir mührüdür. Çocuklar Tanrı sözünü anlamasa bile Tanrı’nın kendisini bu şekilde ifade etmeye hakkı vardır. Bazen Hristiyanlar önce iman, sonra vaftiz tezini ileri sürerek vaftizin Tanrı Sözünü anlayabilen yetişkin imanlılar için olduğu tezini kabul ettirmeye çalışırlar. Ancak bu tez vaftizi bir insan işi olarak gören, vaftizi kişiye bağlı bir karar gibi gören anlayışın sonucudur. Bu durumda insan vaftizin (yani Tanrı emrinin) önünde ve merkezinde yer alır. Oysa vaftizin merkezinde Tanrı vardır.
Vaftizde Tanrı işler, Tanrı konuşur. Çünkü vaftizi icat eden ve onu bize emreden yüce Tanrı’nın kendisidir. Bu yüzden çocukların vaftiz olması gerektiğini düşünen Hristiyanlar vaftizde önceliğin Tanrı’nın olduğunun bilincindedir. Vaftizde biz Tanrı’ya değil, Tanrı bize sesleniyor. Ayrıca bu noktada, “Tanrı kendi kutsal vaadini neden çocuklara konuşmasın?” sorusunu sormak durumundayız.

Bizler yeni doğmuş bir bebeğin annesi, babası, kardeşleri ya da akrabası olarak onunla sürekli konuşmuyor muyuz? Çocuk anlamadığı halde ona konuşmakta ısrarcı değil miyiz? Anlamasa bile çocuğa, onu sevdiğimizi söylemiyor muyuz? Acıktığını sormuyor muyuz? Bebekler bizleri anlamadığı halde onlara konuşmayı, bizlere cevap veremeyeceklerini bildiğimiz halde onlara sorular sormayı hiç kimse garip ya da tuhaf bulmaz. Öyleyse Tanrı’nın kendi sevgisini, kendi vaatlerini, kendi lütfunu bebeklere konuşmasını niçin garip bulalım ki?
İlk iki yüzyıl boyunca kilise tarihinde çocuk ya da yetişkin vaftizi konusunda herhangi bir tartışma olmamıştır. Kilise tarihinde kilise babalarından Tertullian bu konuyu tartışmaya açana kadar çocuk vaftizinin tuhaf karşılanmadığını görüyoruz. Çocuk vaftizi Havarilerden beri devam eden kilisenin hayatının ve tapınışının bir parçasıydı. Kutsal yazılarda “İmanlı ailenin her bebeği vaftiz edilmelidir” şeklinde bir ifade olmasa da kilisenin bir önceki kuşaktan (elçilerden beri) gördüğü ve aklında kalan mantıklı bir yönlendirme vardı. Onlar kendilerinden önceki kuşaklarda bebeklerin vaftizine tanık olmuşlardı. Kutsal Kitapta bebek vaftizine yönelik çok kesin bir emir ve yasak olmadığı gibi Tanrı’nın vaftiz konusundaki isteği ile ilgili çok geniş İncilsel bir düzen olduğunu görüyoruz.

Eski Antlaşmanın bir mührü olarak sünnet (Müslümanlıktaki sünnet buradan gelir)

  1. a) Tanrı ile olan beraberliğin bir işaretiydi.
  2. b) Günahtan arınmayı ve günahın getirdiği kirliğin kalkmasının bir işaretidir.

c) İmanla gelen aklanmanın işaretidir

İbrahim iman etti ve imanının işareti olarak sünnet mührünü aldı. Görülüyor ki, sünnet ve iman arasında bir bağ vardır. Sünnet imanı simgelemekle birlikte, imanın sebebi değildir. Tanrı’nın Antlaşmasında bir birlik ve süreklilik olduğu için, Yeni Antlaşma bu noktada bizlere aksini belirten bir öğretişte bulunmadığı için kilise bu ilkenin geçerliliğinin devam ettiğini kabul etmek durumundadır. 

Sünnet vaftizin bir ön görüntüsüdür.

“Ve RAB Abram’a dedi: Memleketinden ve akrabanın yanından, ve babanın evinden, sana göstereceğim memlekete git; ve seni büyük millet edeceğim; ve seni mübarek kılacağım, ve senin adını büyük edeceğim; ve bereket ol, ve seni mubarek kılanları mubarek kılacağım, ve sana lanet edene lanet edeceğim; ve yeryüzünün bütün kabileleri sende mubarek olacaktır.” Tekvin 12:13
“Şimdi göklere bak, ve eğer yıldızları sayabilirsen, onları say; ve ona dedi: Zürriyetin böyle olacaktır. Ve Rab’be iman etti ve onu kendisine salah saydı” Tekvin 15:56
“Ve Allah İbrahim’e dedi: ve sen ise, sen ve senden sonra zürriyetin, nesillerince ahdimi tutacaksınız. Sizinle ve senden sonra zürriyetinle benim aramda tutucağınız ahdim budur: aranızda her erkek sünnet olunacaktır. Ve aranızda doğmuş, yahut senin zürriyetinden olmayıp her yabancıdan para ile satın alınmış olan sekiz günlük her erkek çocuk nesillerinizce sünnet olunacaktır” Tekvin 17:9,10,12
Tanrı İbrahim’i seçerek bir Lütuf Antlaşması yaptı. İbrahim’i büyük millet yapacak ve çok bereketleyecekti. İbrahim’in soyu sayılamayacak kadar büyük olacaktı. İbrahim ile yapılan bu antlaşma aynı zamanda ebedi bir ahitti. Tanrı, İbrahim’e verdiği bu vaat ile tüm uluslardan seçtiklerini İbrahim’in soyu olarak kabul edip bereketleyecektir.
İbrahim Tanrı’nın bu vaadine iman etti böylece aklandı. Aynı zamanda Tanrı’nın Mesih İsa’daki kurtarışı bu vaat doğrultusundadır. Bu Antlaşmayı görünür kılmak isteyen Tanrı, Antlaşmanın işareti olarak bu vaat altındakilerin sünnet ile dünyadaki diğer soy ve halklardan görünür bir şekilde ayrılmasını istedi.

İbrahim iman edip, vaadi anlayarak sünnet olmasına karşın, Tanrı sekiz günlük bebekler dahil bu Antlaşmanın altında olan her erkeğin sünnet olmasını istedi. İncil’e baktığımızda Eski Antlaşma dönemindeki sünnet uygulamasının yerini vaftizin altığını görüyoruz. Yani sünnetin ifade ettiği anlam, Yeni Antlaşmada vaftiz ile ifade edilmektedir.
“Ayrıca Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet sayesinde günahlı benliğinizden soyunarak elle yapılmayan sünnetle O’nda sünnet edildiniz. Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz ve O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz.” Koloseliler 2:1112 
Ayet Mesih’in vaftizini sünnetin bir devamı olarak bahsetmektedir. Mesih İsa’nın ölümüne ve dirilişine olan iman ile vaadin çocukları, Tanrı’nın mirasına sahip olarak vaftiz olmaktadırlar.
Aynı şekilde aklı başında olarak iman ederek kurtulan anne ve babalar, kendi çocuklarını bu vaat altında korumak ve tutmak için vaftiz ile mühürlemektedirler. Bu sünnette olduğu gibi kurtuluşu değil, dünyadaki değişik inanç ve kültürlerin getirdiği diğer yaşam biçimlerinden ayrılışı, Tanrı’nın halkının bu dünyadaki diğer halklardan ayrılışını simgelemektedir. Yani bebekken vaftiz olan kişi büyüyüp, Mesih İsa’yı Rab ve Kurtarıcı olarak kabul ettiği zaman kurtuluşu almış olmaktadır. Aynı sekiz günlük bebeklerin sünnet olup, Kutsal Yasanın buyruklarına büyüyünce iman etmesi gibi.
Vaftize bu açıdan baktığımız zaman görüyoruz ki; “bizi kurtaran vaftiz değil, imanımızdır”. Kutsal Yazı “İbrahim Tanrı’ya iman etti ve bu ona doğruluk sayıldı” demektedir. Yani İbrahim’e sünnet, Tanrı’ya olan imanının işareti olarak verilmiştir. Tanrı’nın Lütuf Antlaşması Eski Antlaşmada sünnet ile, Yeni Antlaşmada vaftiz ile mühürlenmiştir. Vaftiz, Tanrı’nın Antlaşmasını hatırlatan bir işaret olmuştur.

Sünnet sakramenti kurtuluşun işaretidir. Ancak bu işaretin kendisi kurtuluşu var etmez. Tekvin 17. bölüme baktığımızda Tanrı, bu kurtuluş işaretinin çocuklara da verilmesini istemektedir. Sekiz günlük bebekten başlayarak bu kurtuluş işaretinin verilmesi istenmektedir. Bu Tanrı’nın emridir. Ve açıkça görünen şudur ki; İbrahim bir günahkardı ve lütuf aracılığı ile gelen imandan dolayı kurtuldu.

  • Tanrı kurtuluş işareti olarak sünneti emretti.
  • Kurtuluş işaretinin imanlı ailelerin çocuklarına da verilmesini emretti.

Bu yüzdendir ki, bizler İmanlı aileler olarak Eski Antlaşma zamanında yaşasaydık doğan çocuklarımıza kurtuluş işareti olan sünneti vermek zorundaydık.
Eski Antlaşmadaki sünnet mührü ile Yeni Antlaşmadaki vaftiz mührü birbirine benzemektedir. Onlar büyüklerle birlikte bebekleri bile sünnet etmişlerdi:
Neden aynı zamanda bebekler ?

  1. a) Çünkü Tanrı öyle buyurdu.
  2. b) Çünkü Tanrı çocukların da Antlaşmada olduğunu söyledi
  3. c) Çünkü insanlar bunu hem kendileri hem de çocukları için bir bereket olarak aldılar.

Günümüzdeki Lütuf Antlaşması ve onun önemi önceki ile aynıdır. Günahkarları Kutsal Tanrı’ya bağlayan Antlaşmanın en önemli izi dünya kurulmadan önce var olan Mesih’in kanındaki sonsuz Antlaşmadır. O’nun kanı Eski Antlaşma insanlarının beklediği en geçerli kurban kanıydı. Yani o gerçek kurbandı.
“Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih adıyla vaftiz olsun” Bu vaat size, çocuklarınıza ve uzakta olanların hepsine, Tanrı’mız olan Rab’bin kendine çağıracağı herkese yöneliktir” Elç. 2:38, 39 

Tanrı’nın vaatleri yalnızca anlayışa sahip yetişkinleri değil çocukları da kapsamaktadır. Pentikost günü Petrus’un bu vaazı dinleyenler Antlaşma mührünün çocuklarını da kapsadığını biliyorlardı.
“O sırada bazıları İsa’ya, üzerlerine ellerini koyup dua etmesi için küçük çocukları getirdiler. Öğrenciler onları azarlayınca, İsa ‘Bırakın çocukları’ dedi. ‘Bana gelmelerine engel olmayın! Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir.’ Ellerini onların üzerine koyduktan sonra oradan ayrıldı”. Matta 19:13-15

Bu ayetler vaftiz ile ilgili olmamakla birlikte İsa’nın kutsama verirken onun yetişkin yada çocuk olmasını ayırmadığını görüyoruz.
Korintliler 7:14 ayeti imanlı ailelerin çocuklarının kutsal olduğunu öğretmektedir. Öyleyse bu kutsal çocuklar vaftiz sırrından mahrum edilmeli midir? Tanrı, çocukları antlaşmaya dahil ettiğine göre biz neden çocuklarımızı antlaşmanın dışında görelim ki?

Bu düzeni anlayabilmemiz için Eski Antlaşma ve Yeni Antlaşmadaki kitapların tamamının tek olan İncil’i oluşturduğu gerçeğini göz önünde bulundurmamız gerekmektedir. Kutsal Kitabın birlik içindeki ana mesajı Tanrı’nın İsa Mesih’te bizim için olan sevgisidir.Sünnet, Fısıh ve hayvan kurbanları bizlerin günahı için kurban olacak Mesih’i simgelemektedir. İsa Mesih gelince bunlar bu yüzden Vaftiz ve Rab’bin Sofrası ile yer değiştirmiştir. Eski Antlaşmada İbrahim’i iman ve itaate çağıran Tanrı şimdide Yeni Antlaşmada bizleri iman ve itaate çağırmaktadır. Eski Antlaşmada İbrahim ve onun çocukları sünnet ile Tanrı’nın Halkına dahil olmuşlardı. Yeni Antlaşmada ise aynı Tanrı imanlıları ve onların çocuklarını vaftiz ile kendi halkına dahil etmektedir.
Romalılar 4. ve Galatyalılar 3. Bölüm bize iman ettiğimiz zaman İbrahim’in çocuğu olduğumuzu söyler. İşte bu Kutsal Kitabın ve Tanrı’nın Antlaşmasının birliğidir. Tanrı’nın İbrahim’e ve ailesine söylediği sözler bugün bizim ve ailemiz için aynı önemi taşımaktadır.
Image
Image
Image
Hristiyanlık
Nasıl Hristiyan olurum?
Hristiyanlık nedir?
Göz atın
Image
Kilise Adresleri
Türkiye'deki kilise ve
kilise dernek adresleri
Göz atın
Image
Dua Edelim
Nasıl dua edilir,
Dua istekleriniz
Göz atın